DHA’nın aktardığı bilgiye göre, 30 Ağustos 2026 tarihli açıklamada su kaynaklarına terk edilmiş hayalet ağların ve yaklaşık 9 bin adet ağ aracının temizlendiği, bu çalışmalar sonucu yaklaşık 11 milyon su canlısının kurtarıldığı belirtildi. Açıklamada operasyonun kapsamı, yerleri ve sorumlu kurumlara dair ayrıntı verilmedi.
Hayalet ağlar, terk edilmiş ya da kaybolmuş balık ağlarının suda avcılığa devam etmesiyle canlılara zarar veren ekipmanlar olarak biliniyor. Bu ağlar, balıkların yanı sıra su kuşları ve diğer türlerin de takılıp ölmesine yol açabiliyor. Temizleme çalışmaları, biyolojik çeşitliliğin korunması ve ekosistem üzerindeki baskının azaltılması açısından önemli görülüyor.
Verilen sayılara göre, yalnızca ağların sudan çıkarılmasıyla çok sayıda canlının doğrudan etkilenmesinin önüne geçildi. Temizlenen “yaklaşık 9 bin” ağ aracının türü, boyutu ve bulunduğu su kütlelerine ilişkin teknik bilgi paylaşılmadı. Kurtarıldığı belirtilen “yaklaşık 11 milyon” canlıya hangi türlerin dahil olduğuna dair de ayrıntı yer almadı.
Bu tür temizlik çalışmaları, sahada dalgıç ekipleri, yüzey tekneleri ve gerektiğinde uzaktan kumandalı araçlarla yürütülebiliyor. Ancak DHA’nın geçtiği bilgi notunda, uygulanan yöntemler ve süreç takvimi açıklanmadı. Çalışmanın tek seferlik bir operasyon mu yoksa süreklilik taşıyan bir programın parçası mı olduğu da belirtilmedi.
Açıklamada can kaybı ya da çevresel risklere ilişkin ek bir bilgi bulunmuyor. Toplanan atıkların nasıl bertaraf edildiği, geri dönüşüm süreçlerine girip girmediği ve çalışmaların mali boyutu da paylaşılmadı. İlgili kurum veya yetkililerden ek bir duyuru yapılırsa haberi güncelleyeceğiz.
Hayalet ağların etkisi
Genel olarak hayalet ağların temizlenmesi, hedef dışı türlerin ölümünü azaltarak stokların toparlanmasına katkı sağlayabilir ve yerel balıkçılığın sürdürülebilirliğini destekleyebilir. Ayrıca su altı habitatlarına takılan ağların çıkarılması, deniz çayırları ve mercan benzeri hassas alanların fiziksel hasarını da azaltır. Bu bağlamda açıklanan rakamlar, tekil bir operasyonun bile somut bir etki yaratabildiğine işaret ediyor; fakat kapsam ve süreklilik bilgisi olmadan toplam etkinin boyutu ölçülemiyor.