Bilim insanlarının ilk incelemesi, Ağustos ayında Nepal’deki Langtang Lirung Dağı’ndan kopan dev buzul ve kaya kütlesinin çöküşünde iklim krizinin kritik bir istikrarsızlaştırıcı faktör olduğunu gösterdi. TRT Haber’in The Guardian kaynaklı 18 Eylül 2026 tarihli haberine göre, olayda 1.300’den fazla kişi yaşamını yitirdi, 5 binden fazla kişi kayıp.

Araştırma, Imperial College London’dan Dr. Friederike Otto ve Dünya Hava Durumu Atıf Grubu (WWA) tarafından yürütüldü. İlk bulgular, felaketin tek bir hava olayıyla açıklanamayacağını; onlarca yıllık sera gazı kirliliğinin yüksek dağ ortamını zayıflatarak çöküşe zemin hazırladığını ortaya koyuyor. Bilim insanları, bu ölçekte kaya-buz çöküşlerinin nadir olduğunu ancak iklim değişikliğinin Himalaya gibi yüksek dağ kuşaklarını kökten dönüştürdüğünü vurguladı.

TRT Haber’in aktardığına göre, Langtang Lirung Dağı’ndan kopan yaklaşık 200 bin metrekarelik kütle, vadiye doğru 1.400 metrelik bir düşüş yaptı. Deprem etkisi yaratan ve saatte 110 milden fazla hızla ilerleyen buz, su ve tortu karışımı; alt vadideki yerleşimleri ve altyapıyı sürükledi.

Çalışmada, küresel ısınmanın dağlık bölgedeki jeolojik yapıyı yıllar içinde istikrarsızlaştırdığı ve bu tip “nadir ama yıkıcı” olayların olasılığını etkilediği değerlendirildi. WWA’nın yaklaşımı, aşırı doğa olaylarında iklim değişikliğinin payını nicel olarak incelemeye dayanıyor; bu vakada da bulgular, iklim krizinin önemli bir rol oynadığı yönünde.

Uluslararası yansımalar da gecikmedi. TRT Haber’in haberinde, Nepal hükümetinin Birleşmiş Milletler’in kayıp ve zarar fonuna resmi başvuruda bulunduğu bilgisi yer alıyor. Yetkililer, Çin ve Hindistan gibi yüksek emisyonlu ülkelerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunuyor; savunmasız toplulukların maruz kaldığı maliyetlerin karşılanması ve küresel emisyonların hızla azaltılması çağrısı yapıyor.

Araştırmacılar, olayın doğrudan tekil bir tetikleyiciyle açıklanamayacağını; uzun dönemli ısınma eğiliminin buzullar, permafrost ve kaya kütleleri üzerindeki etkilerinin birikerek sistemi zayıflattığını belirtiyor. Bu çerçevede, yüksek dağ ekosistemlerinde risk haritalarının güncellenmesi ve yerleşim-altyapı planlamasında iklim etkilerinin hesaba katılması gerektiği vurgulanıyor. Haber metninde, bölgede süren arama-kurtarma ve hasar tespit çalışmalarına ilişkin yeni bir rakam paylaşılmıyor.

TRT Haber metninde aktarılan bulgular, felaketin ardından yürütülen ilk bilimsel değerlendirmeye dayanıyor. Daha ayrıntılı teknik raporların ve uluslararası fon başvuru süreçlerine ilişkin gelişmelerin ilerleyen dönemde paylaşılması bekleniyor; ancak haberde ileri bir tarihe dair takvim bilgisi bulunmuyor.