Antarktika’daki kış deniz buzu, uzun vadeli ortalamanın yaklaşık 1 milyon kilometrekare altında kalarak kayıtlardaki en düşük üçüncü seviyeye indi. TRT Haber’in (The Guardian kaynaklı) haberine göre, bu yıl deniz buzu 14 Eylül’de 17,59 milyon kilometrekare ile maksimuma ulaştı; bu değer, ortalama tepe seviyesinin İspanya’nın yaklaşık iki katı büyüklüğünde bir alan kadar altında.

Uydular, Antarktika deniz buzunu 1979’dan bu yana izliyor. Kayıtlara geçen en düşük dört kış maksimumunun tamamı son dört yıl içinde gerçekleşti. Monash Üniversitesi’nden Güney Okyanusu uzmanı Dr. Ariaan Purich, bunun tekil bir sapma değil, değişen bir sistemin net göstergesi olduğunu söylüyor.

Colorado Üniversitesi’ne bağlı Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi’nden (NSIDC) Dr. Walt Meier, merkezde maksimum seviyeyi teyit etmek için beklediklerini, 14 Eylül’den bu yana buzun gerilediğini ve zirvenin muhtemelen görüldüğünü belirtti. Antarktika’da deniz buzu tipik olarak yaz sonunda 2 milyon km²’nin altına iner, kış boyunca büyür ve eylülde 17 milyon km²’nin üzerine çıkar; ancak son yıllarda hem yaz hem kışta düşük rekorlar kırılıyor.

Haziran ayında Antarktika Yarımadası’nda mevsim normallerinin 20 derece üzerinde sıcaklıklar kaydedildi. Bilim insanları, buzla kaplı olması beklenen bir bölgede Fransa büyüklüğünde açık okyanus alanı tespit edildiğini aktarıyor. Ağustos başında genişlemesi beklenen deniz buzu, Pasifik’in güneyindeki Amundsen Denizi’nde geriledi.

Purich, tropikal Pasifik’teki El Niño ile ilişkili rüzgâr değişimlerinin bölgesel buz azalmasında rol oynamış olabileceğini ifade ediyor. Avustralya Meteoroloji Bürosu’ndan Dr. Phil Reid de El Niño’nun fırtına sistemlerinin dolaşımını değiştirip bazı fırtınaları aynı bölgede tutarak altındaki deniz buzunu çalkaladığını belirtiyor. Reid, El Niño olmasa bile benzer bir tablo görülebileceğini, okyanus suyunun sıcaklığının belirleyici olduğunu vurguluyor.

Deniz buzunun kaybı doğrudan deniz seviyesini yükseltmese de buz sahanlıklarını dalga ve ısı aşırılıklarına daha açık hale getirip zayıflatabiliyor. Bu sahanlıklar, kıtadaki buz tabakasının okyanusa akışını yavaşlatıyor; zayıflamaları, uzun vadede deniz seviyesi risklerini artırabilir. Deniz buzunun azalması ayrıca alg ve kril için yaşam alanlarını daraltıyor; imparator penguenler gibi türlerin üreme ve yavru büyütme süreçlerini etkileyebiliyor.

Tazmanya Üniversitesi’nden Dr. Will Hobbs, bu yılki kış maksimumundan sonra deniz buzunun normalden hızlı düştüğünü, bir başka “düşük yaz” olasılığının buz sahanlıkları üzerindeki etkiler açısından endişe yarattığını söylüyor. Araştırmacılar, küresel iklim sisteminin bu deniz buzu kayıplarına hassasiyetinin sanılandan yüksek olabileceğini belirtiyor.

Uzmanlar, Antarktika’nın “kutuplar gecesi”nden çıkışıyla birlikte daha az buzun, Güney Okyanusu’nun daha fazla ısı emmesi anlamına geldiğini hatırlatıyor. Bu geri besleme, buzun yeniden oluşum dinamiklerini de etkileyebilir. NSIDC’nin önümüzdeki aylarda yayımlayacağı güncellemeler, kıştan yaza geçişte erime hızına ve bölgesel farklılıklara ışık tutacak.