Arjantin açıklarında deniz tabanını inceleyen uluslararası bir ekip, 1.000 ila 4.000 metre arasındaki derinliklerde 29 farklı insan kaynaklı atık türü tespit etti. Sözcü’nün 14 Eylül tarihli haberine göre, Patagonya açıklarındaki üç denizaltı kanyonu uzaktan kumandalı SuBastian adlı su altı aracıyla tarandı ve toplam 55,6 kilometrelik deniz tabanı görüntülendi. Araştırmada 2 bin 643 metre derinlikte bir VHS kaset de kayda geçti.
En sık rastlanan atıkların plastik poşetler, ambalajlar ve kaplar olduğu; bunları misinalar, halatlar ve terk edilmiş balıkçı ağlarının izlediği belirtildi. Deniz tabanında kumaş ve kauçuktan yapılmış giysi parçaları da görüldü. Bulgular, kirliliğin kıyılardan çok uzakta ve binlerce metre derinlikte bile biriktiğini ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, derin denizlerde güneş ışığının bulunmaması ve çevresel koşulların farklılığı nedeniyle özellikle plastiklerin parçalanma hızının çok yavaşladığına dikkat çekiyor. Bu durum, atıkların deniz tabanında onlarca hatta yüzlerce yıl kalmasına yol açabiliyor. Ağ ve plastik parçaları deniz canlılarına fiziksel zarar verebilirken küçük plastikler de yutulma riski taşıyor.
Temizlik ise bugün için pratik değil. Haberde, incelenen derinliklerde atıkları büyük ölçekte çıkarabilecek uygulanabilir bir teknolojinin bulunmadığı; bazı bölgelerin “geri döndürülemez bir atık yutağı” olarak nitelendirildiği aktarılıyor. Bu nedenle yeni kirlilik oluşumunu önlemenin kritik olduğu vurgulanıyor.
Atıkların tek bir kaynaktan gelmediği değerlendiriliyor. Denizaltı kanyonlarının, kıta sahanlığındaki malzemeleri daha derin bölgelere taşıyan doğal koridorlar gibi çalıştığı; Güney Atlantik akıntılarının çöpleri hem Arjantin’deki faaliyetlerden hem de başka bölgelerden sürüklemiş olabileceği belirtiliyor. Çalışmanın sonuçları Frontiers in Marine Science dergisinde yayımlandı.
Haberdeki bulgular, derin deniz ekosistemlerinin insan faaliyetlerinden bağımsız olmadığını ve kıyı ötesi koruma ile atık yönetiminin birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor. Araştırma, derin okyanus kirliliğine dair veri tabanını genişletirken, gelecekteki izleme ve politika tasarımlarına girdi sağlayabilecek nitelikte veriler sunuyor.