ABD’li nörobilimciler, farelerin kendi beyinleri içinde işlevsel insan hücreleri barındıran bir model geliştirdi. TRT Haber’in BBC kaynaklı haberine göre, Stanford Üniversitesi’nden Prof. Sergiu Paşca’nın liderliğindeki ekip, bulgularını Nature dergisinde yayımladı. Araştırmacılar, yalnızca insanlarda görülen psikiyatrik ve nörogelişimsel hastalıkların biyolojisini anlamak ve olası tedavileri laboratuvar ortamında sınamak için bu yaklaşımı kullanmayı hedefliyor.

Bilim insanları, deney farelerini, beynin dış tabakası olan serebral korteksin (gri madde) büyük kısmını geliştirmeyecek şekilde genetik olarak tasarladı. Ardından insanlardan alınan deri hücreleri yeniden programlanarak beyin benzeri doku parçalarına, yani organoitlere dönüştürüldü. Bu organoitler fare beynine cerrahi olarak yerleştirildi ve zaman içinde bölünüp örgütlenerek farenin mevcut sinir devreleriyle ve omurilikle bağlantı kurdu.

Araştırma ekibi, beyin taramalarında insan hücreleri ile fare beyninin geri kalanı arasındaki bağlantıları görüntüledi. İlk aşamada bu hibrit korteksin “mükemmel” bir katmanlı yapı sergilemediği, nörobilimci Dr. Ilary Allodi’nin ifadesiyle “biraz dağınık” göründüğü aktarıldı. Ancak birkaç ay sonra insan hücreleri farenin korteksine benzer bir şekilde görünmeye ve işlev göstermeye başladı.

Ameliyattan yaklaşık altı ay sonra yapılan temel davranış testlerinde, fareler büyük ölçüde normal farelere benzer performans gösterdi. Bilim insanları bu hayvanların “insan gibi düşünen fareler” olmadığının altını çizdi; amaç, beyin işlevlerinin insan özgü yönlerini daha önce mümkün olmayan biçimde yakalayabilecek bir model kurmak.

Prof. Paşca, psikiyatride klinik araştırmaların başarı oranının düşük olduğuna dikkat çekti. Hayvan modellerinde etkili görünen ilaçların klinikte başarısız olmasının, insan biyolojisine özgü ayrıntıların kaçırıldığına işaret ettiğini söyledi. Ekip, epilepsi, otizm ve serebral palsi gibi karmaşık durumlarda bu yaklaşımın “dönüştürücü” potansiyele sahip olabileceğini belirtiyor.

Çalışmanın etik boyutu ayrıca vurgulandı. Araştırma, bağımsız etik denetimler altında yürütüldü. Etik açıdan tartışmalı görülebilecek bu tasarımda hedef, tedavisi olmayan beyin bozukluklarının hücresel düzeyde daha iyi anlaşılması. Bazı rahatsızlıklar kemirgenlerde doğal olarak gelişmediği için, klasik fare modelleri bu hastalıkları yansıtmakta yetersiz kalıyor.

Araştırmacılar, insan hücreli beyin bölgelerinin fare sinir devreleriyle kurduğu işlevsel bağların, yeni tanısal ve tedavi yaklaşımlarının önünü açabileceğini umuyor. Ancak bulguların klinik uygulamaya dönüşmesi için daha fazla doğrulama ve uzun vadeli güvenlik değerlendirmelerine ihtiyaç olduğu belirtiliyor.