Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, geliri eşiyle yakın veya denk olan ve düzenli geliri bulunan kadına yoksulluk nafakası bağlanmasını hukuka aykırı buldu. TRT Haber’in AA kaynaklı 19 Eylül 2026 tarihli haberine göre Daire, yerel mahkemenin kadın lehine hükmettiği yoksulluk nafakasını bozarken, boşanma hükmünü ve usule ilişkin işlemleri onadı.
Dosya İstanbul’da görülen karşılıklı boşanma davasına ilişkin. Bakırköy 13. Aile Mahkemesi, “evlilik birliğinin temelden sarsılması” gerekçesiyle tarafların boşanmasına ve kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmetmişti. İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme kararını hukuka uygun bulmuştu.
Erkeğin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının emekli olduğunu, düzenli ve sabit bir gelirinin bulunduğunu, tarafların gelir durumlarının birbirine yakın veya denk olduğunu tespit etti. Bu tespitler ışığında, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde aranan “yoksulluğa düşme” koşulunun oluşmadığı belirtilerek nafaka talebinin reddi gerektiği vurgulandı.
Kararda, “davacı kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası koşulları oluşmamıştır” ifadesi yer aldı. Böylece Yargıtay, boşanma sonrasında yoksulluk nafakası değerlendirmesinde tarafların düzenli gelirlerinin ve gelir denkliğinin belirleyici ölçütlerden biri olduğuna işaret etti. Yerel mahkemenin nafaka yönünden kabul kararı bu nedenle bozuldu.
Süreçte boşanma ve usule ilişkin hükümler onanırken, yalnızca yoksulluk nafakasına dair kısımda bozma yapıldı. Söz konusu karar, geliri denk veya yakın olan taraflar arasındaki nafaka taleplerinde TMK 175’in “yoksulluk” şartının somut ekonomik verilerle sınanması gerektiğini yeniden hatırlatıyor.
Aynı içerik, Sabah ve Sözcü’nün 19 Eylül 2026 tarihli haberlerinde de yer aldı. Her üç kaynakta da tarafların gelir durumlarının denkliği ve kadının emekliliği, nafaka talebinin reddi gerekçesi olarak aktarılıyor.