Yargıtay, işçinin talebi ve rızasıyla 10 günden kısa sürelerle kullandırılan yıllık izinlerin, işveren için tek başına haklı fesih sebebi sayılamayacağına karar verdi. CNN Türk’ün haberine göre, karar yıllık izin uygulamalarına ilişkin yerleşik yorumlarda değişiklik olarak görülüyor.
Haberde, özellikle işçinin açık talebi ve rızasının bulunması halinde, izinlerin 10 günden kısa parçalara bölünmesinin feshi tek başına haklı kılmayacağı vurgulandı. Böylece, izin planlamasında taraf iradesinin belirleyici olduğuna işaret edildi.
Karara ilişkin dosya numarası, hangi daire tarafından verildiği ve karar tarihi CNN Türk’ün içeriğinde yer almıyor. Haberde ayrıca, kararın çalışanların yıllık izin hakkına ve işverenlerin fesih süreçlerine etkisi bakımından önem taşıdığı değerlendirmesi bulunuyor.
Yıllık iznin kullanımına dair temel çerçevenin işçinin talebi ve rızasıyla şekillendiği anlayışı, uygulamada sık görülen kısa süreli izin planlamalarına hukuki güvence sağlayabilir. CNN Türk’ün aktardığı kararda, bu tür kısa süreli ve rızaya dayalı izin uygulamalarının, tek başına “haklı fesih” ölçütünü karşılamadığı ifade ediliyor.
Haberde, kararın iş sözleşmesinin sona erdirilmesi süreçlerinde “haklı neden” eşiğinin nasıl yorumlanacağına dair yol gösterici olabileceği belirtiliyor. Ancak, somut uyuşmazlıklarda olayın tüm koşullarının dikkate alınacağı; rıza dışındaki başka ihlallerin olup olmadığının her dosyada ayrı değerlendirileceği bilgisi yer almıyor.
CNN Türk’ün haberinde, kararın ayrıntılarına ve gerekçesine dair ek metin paylaşılmadı. Buna karşılık, içtihat yönüyle önem atfeden değerlendirmeye yer verildi; kararın uygulamada hem işçiler hem de işverenler açısından izin takvimi ve fesih süreçlerinin planlanmasında referans olabileceği aktarıldı.
Özetle, Yargıtay’ın yeni kararında ölçüt, işçinin talebi ve rızasıyla kısa süreli yıllık izin kullanımı oldu; bu durum, tek başına işverene haklı fesih yolu açmıyor. Kararın tam metni ve kapsamı kamuoyuyla paylaşılırsa, alt derece mahkemelerindeki yansımaları daha net görülebilecek.