Sözcü’nün 22 Eylül 2026 tarihli haberinde aktardığına göre Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Antarktika üzerindeki ozon deliğinin son ölçüm döneminde uzun dönem ortalamasının altında kaldığını açıkladı. WMO verileri, deliğin büyüklüğü ve derinliğinin üst üste ikinci dönemdir 1990-2010 ortalamasının belirgin biçimde altında seyrettiğini gösteriyor.

Kuruluş, ozon kaybının miktarını ifade eden “ozon kütle açığı”nın en yüksek noktada 36,7 milyon ton ölçüldüğünü belirtti. Bu değer, 1990-2010 dönemindeki yaklaşık 50,1 milyon tonluk ortalamanın yüzde 25’ten fazla altında. WMO’ya göre Antarktika ozon deliği, ciddi ozon kayıplarının görüldüğü 1992’den bu yana en küçük dördüncü ya da beşinci seviyede kaldı.

NASA, ozon tabakasını uydularla günlük izlemeye devam ediyor. Uydu ölçümlerinde ozon miktarının 220 Dobson biriminin altına düştüğü alanlar “ozon deliği” olarak sınıflandırılıyor. Bilim insanları, deliğin yıllık büyüklüğünün atmosfer sıcaklığı ve kutup bölgesindeki hava hareketlerine bağlı olarak değişebildiğini vurguluyor.

Neden iyileşme görülüyor?

Bilim insanları, uzun vadeli toparlanmanın temel etkeni olarak Montreal Protokolü’nü işaret ediyor. Bu uluslararası anlaşma, buzdolapları ve klimalarda kullanılan kloroflorokarbonlar gibi ozon tabakasına zarar veren kimyasalların kullanımını aşamalı olarak azaltmıştı. WMO, ozon tabakasının 2000 yılından bu yana toparlanma eğiliminde olduğunu ve mevcut politikalar sürdükçe önümüzdeki birkaç on yılda büyük ölçüde eski seviyelerine dönebileceğini belirtiyor.

Uyarı: Tek yıl “kapanma” demek değil

Uzmanlar, tek bir yılda görülen küçülmenin ozon deliğinin tamamen kapandığı anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Yıllık hava koşulları deliğin geçici olarak büyüyüp küçülmesine yol açabildiği için eğilimin güvenle değerlendirilebilmesi açısından uzun dönemli ölçümlerin izlenmesi gerekiyor.

Haber, WMO’nun son değerlendirmesine ve NASA’nın uydu izleme verilerine dayanıyor. Kurumlar, ozon tabakasındaki değişimleri sayısal göstergelerle raporlamayı sürdürüyor.