Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca hazırlanan denetim raporu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü “Tarladan markete fiyat yolculuğu” soruşturması dosyasına girdi. Sözcü’nün 15 Eylül 2026 tarihli haberine göre, raporda yaş meyve-sebze sektöründeki fiyat artışlarının nedenlerine odaklanan kapsamlı tespitler yer aldı.

Rapora göre inceleme, toplam mal alımlarının en az yüzde 70’i müstahsil makbuzuna dayanan firmalar ile müstahsilden belgeli alımı 300 milyon TL ve üzeri olan firmaları “riskli mükellef” olarak belirledi. Bu kriterlerle 207 firma araştırma kapsamına alındı. İlk analizler, firmaların yalnızca üreticiden alım yapan tedarikçilerden ibaret olmadığını; önemli bölümünün ulusal ve yerel zincir marketlere düzenli yaş meyve-sebze tedarik ettiğini gösterdi. Bu nedenle denetim, yalnızca makbuz doğruluğuyla sınırlı tutulmayıp ürün, belge, maliyet ve fiyat hareketleri birlikte değerlendirildi.

Raporda, müstahsil makbuzlarının tek başına ürünün üretici tarafından gerçekten üretilip teslim edildiğini kanıtlamadığı vurgulandı. Ön değerlendirmelerde vefat eden kişiler adına makbuz düzenlenmiş olabileceğine işaret eden kayıtlara rastlandı. Ayrıca bazı makbuzların gerçek bir ürün teslimine dayanmadığı; adına belge düzenlenen bazı kişilerin fiilen çiftçilik yapmadığı ya da ilgili firmayı tanımadığını ve ürün teslim etmediğini beyan ettiği aktarıldı.

Bazı makbuzlardaki ürün miktarlarının, üreticilerin arazi büyüklüğü ve makul üretim kapasitesiyle açıklanamadığı; miktarların bölgesel ve teknik verim değerlerinin üzerinde olduğu tespiti yapıldı. Belgelerdeki ürün türü, miktarı veya birim fiyat bilgilerinin kimi üretici beyanlarıyla örtüşmediği; bazı işlemlerde birim fiyatların üreticilerin bildirdiği gerçek satış fiyatlarının belirgin şekilde altında kaldığı kaydedildi. Raporda bu bulguların, belge düzenine ilişkin basit hatalardan öte, bazı işlemlerde ticari ve vergisel sonuçlar doğuran sistematik bir yöntemin parçası olabileceğine işaret ettiği belirtildi.

Denetim, gerçek teslimata dayanmayan ya da miktar ve bedelde gerçeği yansıtmayan makbuzların, işletme kayıtlarında fiktif mal ve stok oluşturarak maliyetleri artırabileceği; bu yolla brüt karlılık, kurum kazancı ve vergi matrahının düşürülebileceği değerlendirmesini içeriyor. Ayrıca bu belgelerin, kaynağı belirsiz veya kayıt dışı ürünlerin stoklara dahil edilip sonraki satışların kayıtlı mal hareketi gibi gösterilmesine dayanak olabileceği ifade edildi.

Araştırılan 41 firmanın mali verilerinde brüt karlılık oranlarının genel olarak düşük olduğu; en yüksek hacimde alınıp satılan ürünlerde alış-satış fiyat farkının sınırlı kaldığı ve birçok firmanın kurumlar vergisi beyannamesinde zarar beyan ettiği kaydedildi. Raporda, düşük brüt karlılığın tek başına alımların ve maliyetlerin gerçekliğini kanıtlamadığı; piyasa koşulları, fire, nakliye, ambalajlama, tasnif, depolama maliyetleri, market kesintileri veya kayıt dışı satışlar gibi etkenlerle de açıklanabileceği vurgulandı. Bu nedenle ürün bazında fiyat, miktar, stok, fire, ödeme ve karşı taraf bilgilerinin birlikte analiz edilmesi gerektiği belirtildi.

Raporda, 41 firmaya ilişkin bazı müstahsil makbuzlarının üretim kapasitesi, müstahsil beyanları, teslim ve ödeme kayıtlarıyla uyumlu olmadığına yönelik önemli risk göstergeleri tespit edildiği aktarıldı. Ancak mevcut tespitlerin sektörün tamamına veya ulusal ve yerel zincir marketlere doğrudan teşmil edilemeyeceği açıkça ifade edildi.