Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun 2011’de cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin sürdürdüğü soruşturmada yeni ifade ve görüntü ayrıntıları gündeme geldi. Habertürk’ün 19 Eylül 2026 tarihli haberine göre, şüpheli sıfatıyla ifade veren emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur’a, olay günü cezaevi kamera kayıtları, rahatsızlanma anı ve kullanılan ilaçlara dair sorular yöneltildi.

Habertürk’ün aktardığına göre Uğur, Kozinoğlu göğsünün sıkıştığını söyleyince dil altı hapı verdiğini, ancak ilacı nereden alıp verdiğini ve tansiyon cihazının kaynağını hatırlamadığını söyledi. Savcılık, kamera kayıtlarında Uğur’un saat 18.40 sularında Kozinoğlu’nun odasına girip yaklaşık 4 dakika kaldığının ve çıkarken sağ elinde bir cisim bulunduğunun görüldüğünü hatırlatarak bu cismi sordu; Uğur “hatırlamadığını” belirtti. Ayrıca, Hasan Ataman Yıldırım’ın odadan elinde bardakla çıkıp bardağı Uğur’a gösterdiği ana ilişkin soru da yöneltildi; Uğur bu sebebi bilmediğini ifade etti.

CNN TÜRK’ün yayımladığı görüntü analizine göre, 16.07’de Kozinoğlu havalandırmaya çıkıyor; Hasan Ataman Yıldırım ile dışarıda yürürken koğuşta kalan Hasan Atilla Uğur ışıkları kapatıyor ve ışıklar 14 dakika kapalı kalıyor. CNN TÜRK muhabiri Merve Tokaz’ın aktardığına göre savcılık bu karanlık sürenin gerekçesi üzerinde duruyor. Aynı haberde, Kozinoğlu’nun öldüğü gün içtiği Türk kahvesine ilişkin fincanın akıbeti de soru başlıkları arasında. Görüntülerde Yıldırım’ın fincanı aldığı ve tezgâha bıraktığı aktarılıyor; savcılık fincanın yıkanıp yıkanmadığını ve bunun bilinçli olup olmadığını araştırıyor.

Sözcü’de yayımlanan haberde, soruşturma kapsamında gözaltına alınan Hasan Atilla Uğur ve emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım hakkında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verildiği bilgisi yer aldı. Uğur, Silivri Adliyesi’ndeki işlemler sonrası yaptığı açıklamada, “şüpheli” konumunda olmaktan üzüntü duyduğunu söyledi ve ölümün kasten gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasını istedi. Sözcü ve Habertürk’ün aktardığına göre Uğur, cezaevi görevlilerinin müdahalesinin geciktiğini ileri sürdü; avukatları da yardım çağrısı için kapıya vurma gibi eylemleri dile getirdi.

Habertürk’e göre Uğur’dan, önceki süreçte hâkim huzurunda yer aldığı belirtilen “Hiçbir görevli görevini savsaklamadan hakkıyla yapmıştır” beyanı da soruldu; Uğur bu ifadenin kendisine ait olmadığını söyledi. Ayrıca, yürüyüş sırasında kısa sürede yemek hazırlanıp yenmesine dair sorulara Uğur “özel bir neden yok” yanıtını verdi.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, cezaevi içi son saatleri aydınlatabilecek kamera kayıtları, ilaç/fincan-bardak gibi olası deliller ve tanık-anlatımlar üzerindeki incelemesi sürüyor. Soruşturmada yeni bir karar veya ek işlem açıklanmış değil.