Sözcü’nün aktardığına göre, 13 Eylül’de Eyüpsultan’daki Kuzey Marmara Otoyolu Işıklar Gişeleri’nde bariyerlere çarpan yolcu otobüsünde yangın çıktı; olayda iki kişi hayatını kaybetti. Yanma nedeniyle kimliği belirlenemeyen cenazeler Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Haberde, cenazelerden birinin 7. sınıf öğrencisi Yüsra Seraç (12) olduğunun öğrenildiği bilgisi yer aldı.

Habere göre otobüs Diyarbakır’dan yola çıktı. Aile yakınları, Seraç ailesinin İstanbul’da yaşadığını ve okul açılışı öncesi memlekete gittikten sonra dönüş yolunda olduklarını söyledi. Sözcü’nün görüştüğü aile yakını Kasım Seraç, yangın sırasında baba Mesut Seraç’ın eşi ve iki çocuğunu yaralı olarak dışarı çıkardığını, başka yolculara da yardım ettiğini; ancak kızı Yüsra’yı kurtaramadığını anlattı.

Tanık anlatımı ve ileri sürülen ihmal iddiaları

Kasım Seraç, kapıların açılmadığını, camların kırılmasıyla içeri duman dolduğunu, göz gözü görmediğini söyledi. Aynı kişi, “ihmal” olduğunu düşündüğünü belirtti ve şoförün hızlı olduğu, kazanın ardından kaçtığı yönünde iddialar dile getirdi. Haberde adı geçen bir diğer kişi Habip Dalgın da şoförün tek başına ve uzun süre mola vermeden araç kullandığını öne sürdü. Bu iddialara ilişkin resmi bir açıklama haberde yer almıyor.

Kimlik tespiti ve süreç

Sözcü’nün haberine göre, hayatını kaybedenlerin yakınları 14 Eylül’de Adli Tıp Kurumu’na gelerek DNA örneği verdi. Yakınlardan alınan örneklerle yapılacak eşleşmenin ardından cenazelerin ailelerine teslim edileceği aktarıldı. Haberde, yaşamını yitiren diğer kişinin 54 yaşında bir kadın olduğu ve eşinin de DNA örneği için kuruma geldiği bilgisi yer aldı.

Olayın meydana geldiği gişe alanında otobüs tamamen yandı. Sözcü’nün konuştuğu aile yakınları, babanın 5–6 kişiyi otobüsten çekerek çıkardığını söyledi. Haberde, baba Mesut Seraç’ın kazada yaralandığı, hastaneden taburcu olduktan sonra Adli Tıp Kurumu’na gelerek DNA örneği verdiği belirtildi.

Kazanın kesin nedeni ve şoförle ilgili resmi bilgilere dair emniyet ya da savcılık kaynaklı bir açıklama haberde bulunmuyor. Sözcü’nün aktardığı tanık anlatımları iddia niteliği taşıyor; kimlik tespiti süreci ise Adli Tıp Kurumu üzerinden yürütülüyor.